tavsiye kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiye kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2009 Çarşamba

İletişim Ağlarının Ekonomisi


Funda Başaran, Haluk Geray (Der), İletişim Ağlarının Ekonomisi, Siyasal Yayınevi, 2005.

Ülkemizde ve başka ülkelerde toplumsal alana ilişkin çok önemli politika kararlarında neo-klasik iktisatı belli bir yönde biçimlendiren anaakım iktisat söyleminin ağırlığı artıyor. Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve iletişim alanlannda da yeniden yapılanma politikalarının meşrulaştırıİmasında "verimlilik"; "serbest piyasa", "parasını ödeyene hizmet", "tüketici yaran" ve benzeri kavramlar yoğun olarak kullanılıyor. Garip olan, bu kavramların devşirildiği anaakım iktisat anlayışının dayandığı neo-klasik okulun bilimsel açıdan en zayıf dönemlerinden birini yaşıyor olması. Bunun tipik göstergelerinden biri de çeşitli ülkelerdeki üniversite öğrencilerinin iktisat eğitiminin bu günkü biçimine karşı çıkmak için oluşturdukları bir girişimin, özellikle akademilerden binlerce iktisatçının da katılımıyla bir anda büyümesi oldu. Kendilerine "post-otistik iktisat" hareketi adını veren ve anaakım ortodoksisine karşı çıkan heterodoks yaklaşımların gördüğü bu ilgi, ders kitabı yayıncılarını da harekete geçirmişe benziyor. Yurt dışındaki önde gelen üç büyük yayınevinin yöneticileri bu hareketin aldığı destek sonucunda özellikle giriş seviyesindeki iktisat ders kitaplarında değişikliğe gitmeye hazırlanıyorlar. Bu yayınevi yöneticilerinden biri yeni yaklaşımı "... neo-klasikle başlasın, belki iki-üç bölüm yeter. Sonra hızla öğrencilere diğer yaklaşımları sergileyen bölümler gelsin" diyerek anlatıyor.

3 Kasım 2009 Salı

Kasım 2009 öneri kitaplar genel

Kafka'nın davası ntv yayınlarından farklı bir versiyonla yayınlandı. popüler kitaplar yine bu aya damga vururken mantıksal çağrışımlı lost izleyenin okuması gereken kitap olasılıksızlık yanımdaki herkesn okuması nedeniyle okumak zorunda kaldığımız kitap oldu.

2 Kasım 2009 Pazartesi

Otel odası felsefedir


Olivier Rolin, Fransa 68’in goşist liderlerinden. Onun bu devrimci kimliğinin yansıması edebiyatta da güçlü bir kalemle karşılığını bulur. Kurgunun tüm olanaklarını zorlayan Rolin, metnin tüm araçlarını denemektedir. Her kitabında yeniyi yeniden dener. Yazarın Odalar kitabı, Sırça Otel’de Bir Oda romanının devamı gibidir. Sırça Otel’de 43 otel odasından insan manzaraları sunan yazar Odalar’da, yirmi sekiz çağdaş Fransız yazardan kendi otel odalarını anlatmalarını ister.
Yirmi sekiz yazarın kimi Rolin’in kendilerinden istedikleri ‘otel odası’ yazısına atıfla, kimi kaldıkları otelin bulunduğu şehri anlatarak, kimi kavramsal olarak ‘oda’ fikrinden yola çıkarak, kimi ise usta kalemlere taş çıkartır biçimde ‘oda’nın betimlemesini yaparak başlar denemesine. Kendine ait bir odadan farklı olarak otel odaları aidiyetsizliğe işaret eder. Misafiri çok ama sahibi yoktur (ki mülkiyeti kastetmiyoruz). Yazar Rolin, Odalar denemesini “yazarlar arasında oynanan bir oyun” olarak tanımlar. Şüphesiz bu kurmacanın yarattığı türden bir oyundur. Yirmi sekiz kalem, üslupları, dünya algılayışları ve konuları düzleminde farklılıklarını ilk cümlelerinden açık ederler; Sevgilimi beklediğim oda, Sevgilimin çağrısına geldiğim oda, Ölümü beklediğim oda, Kaçırıldığım oda, Sade bir oda, Sarıya boyanmış bir oda...
Rolin, yirmi sekiz yazarı bir araya getirip, onlardan aynı konuyu yazmalarını isteyerek okurlarına bir yapı-söküm’ün araçlarını göstermek ister. Buna Derrida’nın modern Penelope dediği kavramla ulaşır. Yirmi sekiz yazarımız tıpkı Penelope gibi ortak konulu metni örüp yeniden söker ve yeniden örmeye başlarlar. Sökme (ravel) hem sökmek hem de örmek (to unravel) eylemini ifade eder. Kitabı bütünlüklü bir metin olarak ele aldığınızda, sonsuza açılan oda numaraları (36 no’lu oda, 555 no’lu oda/Romandan) hem bir başlangıcı hem de sonu ifade eder. Her bir yazar kendi otel odasında kendi metnini örmektedir, fakat sadece kendi metnini örmekle de kalmaz aynı zamanda kendinden bir önceki ve bir sonraki metni de söker. Aynı sarı renge boyalı oda, kimine sevinç verirken kiminde mide bulantısı yaratır. Kiminin odası 2 metreyken kiminin ki 5-10 metredir. Yirmi sekiz otel odası, tek bir odanın yeniden yapılıp bozulduğu bir el oyuncağına döner; açılıp genişleyen, daralıp kapanan; yatak, komodin, yazı masası, küvet, pencere, kapı gibi nesnelerin aynı oda içerisinde farklı görünüm ve konumlarda yer alması. Okuyucu bu romanı eline aldığında, sadece farklı yirmi sekiz anlatı okuyacağını değil, bütünün eklektik yapısını meydana getiren parçaları olduğunu düşünmelidir.
Yazarlar içerisinden romanın söz konusu kurgusunu açık etmeye en yakını Michele Deguy’dur. Otel odalarını bir labirente benzeten Deguy, bir odadan bir başka odaya geçişimizi varoluş düzenimizle ilişkilendirir ve insanlık durumu olarak “bir açmazdan ötekine geçiş” değerlendirmesiyle insanlık trajedisini anlatmaya çalışır ve “Otel odası felsefidir” der. Rolin sizi Fransız edebiyatının günümüz yazarlarıyla tanışmanız için Otel Odası’na davet ediyor, bu randevuyu kaçırmayın.
Serap Özgür/Radikal
ODALAR
Olivier Rolin ve Arkadaşları
Çeviren: Orçun Türkay
Can Yayınları
2009
212 sayfa
14 TL.

Okuma listesi Umberto Eco

Gülün Adı (Can Yayınları, 1986)
Alımlama Göstergebilimi (Düzlem Yayınları, 1991)
Foucault Sarkacı (Can Yayınları, 1992)
Günlük Yaşam'dan Sanata (Adam Yayıncılık, 1993)
Önceki Günün Adası (Can Yayınları, 1995)
Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti (Can Yayınları, 1995)
Avrupa Kültüründe Kusursuz Dil Arayışı (Afa Yayınları, 1995)
Ortaçağı Düşlemek (Can Yayınları, 1996)
Yorum ve Aşırı Yorum (Can Yayınları, 1996)
Somon Balığıyla Yolculuk (Can Yayınları, 1997)
Yanlış Okumalar (Can Yayınları, 1997)
Beş Ahlak Yazısı (Can Yayınları, 1998)
Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik (Can Yayınları, 1998)
Açık Yapıt (Can Yayınları, 2001)
Zamanların Sonu Üstüne Söyleşiler (Yapı Kredi Yayınları, 2001)
Baudolino (Doğan Kitap, 2003)
İnanç ya da İnançsızlık (1001 Kitap, 2005)
Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi (Doğan Kitap, 2005)
Cecü'nün Yer Cüceleri (Yapı Kredi Yayınları, 2006)
Güzelliğin Tarihi (Doğan Kitap, 2006)

Van Münit Efsanesi Nurdan Akıner

Kitap gerek Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AKP hükümeti gerekse geleceğin yöneticileri için 'neler yapmamalıyız' rehberi niteliğinde. Araştırmanın bize işaret ettiği, Türkiye'nin doğusunda dünyaya gelen çocukla devlet arasındaki uçurumun çok erken yaşlarda oluşmaya başladığı.

Araştırmanın çıkış noktası Davos krizi olsa da ulaştığı nokta kökleri geçmişten beslenen ve her krizde depreşen bir yara…

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Radyonun Sihirli Kapısı Garbiyatçılık ve Politik Öznellik

Meltem Ahıska

Radyonun Sihirli Kapısı

Garbiyatçılık ve Politik Öznellik

Yayına Hazırlayan: Müge Gürsoy Sökmen
Kapak Tasarımı: Semih Sökmen, Emine Bora

Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Nisan 2005

Günümüz Türkiyesi'nde kurgu ile gerçeğin bu kadar sıklıkla karıştırılmasını, birbirinin yerine konmasını nasıl açıklayabiliriz? Ahıska'nın Cumhuriyetin ilk dönemindeki radyo yayıncılığını konu alan kitabını okuduğumuzda, bir dönemin iktidar kurma biçimlerinin, teknoloji ile fantazi arasındaki ilişkinin bugünü etkileyiş tarzını açıkca görebiliyoruz.
Radyonun Sihirli Kapısı, radyo üzerine bir inceleme. Ne var ki asıl gayesi radyo yayıncılığının incelenmesinden hareketle Türkiye'de bir yönetsellik biçimi olarak Garbiyatçılığı ve bu temelde gelişen politik öznelliği anlatmak. Doğu/Batı, modern/geleneksel, model/kopya ve benzeri ikiliklere karşı çıkan, bu ikilikleri tam da Garbiyatçılığı kuran, diyalojik neden ve sonuçlar olarak gören bir anlatı bu. Yazar bu ikilikleri çözebilmek, zihnimiz üzerindeki ağır hükümranlıklarını sonlandırmak için, sözgelimi radyo arşivlerinin yok edilmesinden BBC Türkçe Servisi'nin Türkiye politikalarına kadar uzanan geniş bir olgusal alanı anlatısına dahil ediyor.
Bu kitabı çok tartışacağız, devreye soktuğu analitik kavramı, Garbiyatçılığı da öyle. Radyoyla büyümüş kuşaklar geçmişe başka bir gözle bakmayı deneyebilirler böylece. Ama asıl televizyona doğanlar… onlar da bugün ekranlarda sürüp gideni daha kolay anlamlandırabilecekler.


İÇİNDEKİLER

1. Giriş
Milliyetçilik, Yer ve Zaman: Radyonun İlk Yılları
2. Garbiyatçılık: Tarih ve Kuram
3. Radyo Stüdyosu ve "Milletin Sesi"
4. Londra Türkiye'ye Sesleniyor
5. Radyo Konuşmaları: Neşeli Ol ki Genç Kalasın!
6. Radyo Oyunları: Kadınlar ve Erkekler
7. Sonuç
Garbiyatçılık: Bugüne Dair

Devlete Karşı Demokrasi Marx ve Makyavel Momenti

Makyavel momenti, kamusalın bir politika biçimi olarak kendi bilincine varma ve kendini yıkabilecek olana karşı tedbir alma zorunluluğunun farkında olma durumudur. Kendi kendini yönetmek ne anlama gelir? Ortak irade nasıl vücut bulur? Tahakküm ilişkileri olmayan bir toplum nasıl tasavvur edilebilir? Ancak Marx'ın Makyavel momentiyle kurduğu ilişki muğlaktır.

'Çünkü Marx, ortak iradenin oluşmasını ve tahakküm ilişkilerine karşı olmayı, yani 'demokrasi ve özgürlüğü' Paris Komünü'nü tanımlamak için başvurduğu şema içerisinde bir 'çatışma şeması' içinde düşünmektedir. Gerçekten de demokrasi, pürüzsüz bir zeminde devletin yok oluş sürecinin bir sonucu değil, çatışmayı, karşıtlığı barındıran bir alan, birbirine ters mantıkların çarpıştığı mücadeleci bir alandır.'

'Bir Makyavel momentinde miyiz? Eğer öyleyse bu dönem, politik ilke ile özgürlükçü bir hevesin karşılaşması ve birbirine yakınlaşması değil midir?

Bir yandan totaliter tahakkümün şiddetiyle kararan ufukta gün ışığının yeniden belirdiğini, modern politikayı sürekli uğraştıran özgürlükçülüğün bir kez daha benimsendiğini ya da yeni yönlere çekildiğini görüyoruz. Totalitarizmin geride bıraktığı yıkıntı ve yok etmek tarzının radikalliği, özgürlüğü yeniden düşünmeye zorunlu kılmıştır: Nasıl olur da özgürlük yasaya karşı değil de, yasayla birlikte, onu doğuran özgürlük arzusuyla birlikte düşünülmez; nasıl olur da özgürlük iktidara karşı değilde, insanların ortak eylemlerinin sonucu olarak kurgulanan bir iktidarla birlikte teorileştirilmez? En önemlisi, nasıl olur da özgürlük, politikaya karşı, ondan kurtulmak istermişçesine değil de, özgürlük arzusunun asıl nesnesi olarak algılanmaz?

Özgürlükçü ilhamla beslenen politika, dünya ve ölümlü insanların kaderine çözüm üretme çabası olarak değil, bunlara dair hiç sonlanmayacak bir sorgulama olarak yaşanmalıdır.'

(Tanıtım Yazısı'ndan)

22 Haziran 2009 Pazartesi

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört
George Orwell

Can Yayınları /

"Çok genç yaşta bile gözüpek ve yürekli biri olan George Orwell (1903-1950) önce döneminin ve ülkesinin toplumsal düzenine karşı çıktı. Büyük Rus devrimine inandı. Troçki'ye hayrandı. Ancak, İspanya içsavaşı sırasında Stalinistlerin Troçkistlere karşı tutumu, umutlarını yıktı. Bu durum ve yakalandığı hastalık, George Orwell'i Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ün mutlak umutsuzluğuna sürükledi. Orwell, yapısal olarak karamsar, ya da siyaset tutkunu biri değildi. İlgi alanları çok genişti. Daha az acılı bir dönemde yaşasaydı, yaşamaktan mutluluk duyardı. Ama çağımıza siyaset egemendir. Orwell, yaşadığı sürece gerçeklere bağlı kalmış ve öğrenmekten, en acı dersleri bile öğrenmekten vazgeçmemiştir. Ama umudunu yitirmiştir. "Orwell"in çağımızın peygamberi olmasını engelleyen de bu olmuştur. Dünyanın bugünkü durumunda umutla gerçeği birleştirmek olanaksızdır. Durum buysa, tüm peygamberler yalancı peygamberlerdir. Orwell gibi kişiler, bence günümüz dünyasında gerekli olanın yarısını, ama ancak yarısını ortaya koymuşlardır. Öteki yarıyı hala aramaktayız".
Bertrand Russel

21 Haziran 2009 Pazar

John Lewis'e Cevap

John Lewis'e Cevap
Louis Althusser

İthaki Yayınları /


'72 Baharında, İngiliz komünist filozof John Lewis, Britanya Komünist Partisi'nin dergisi Marxism Today'de ''Althusser Vakası''na iki yazı ayırır. Teşhis: had safhada dogmatizm. Tahmin: hastanın fazla ömrü yok.
Saldırı noktası hümanizmdir.

John Lewis için sorun yok: marksist felsefe hümanisttir.
''Tarihi yapan, insandır.'' İnsan tarihi ''aşkınlaştırarak'' yapar. ''İnsan, bir tek yaptığını bilir.''

Althusser'in ''epistomolojik kesinti tezi katıksız bir uydurmadır''. Marx başından sonuna kadar hep hümanist ve Hgelci olmuştu. İnsan'a, Yabancılaşma'ya ve Yadısma'sına (=aşkınlık) hep inandı.

J. L'e Marxism Today'de '72 Sonbaharında yayınlanan bir yazıyla cevap verdim.

John Lewis'in idealizminin karşısına Marksizm-Leninizm tarih, sınıf mücadelesi ve felsefe konusundaki maddeci tezlerini çıkartıyorum.

John Lewis'in sustuğu yerde, ben siyasetten söz ediyorum.

Güncel Müdahaleler

Güncel Müdahaleler
Louis Althusser

İthaki Yayınları /

Devrimci birikimi, tüm devrimci eylemlerin ve bu eylemlerden soyutlama yoluyla elde edilen bilgilerin toplamı olarak tanımlarsak şayet, elinizdeki metin çok önemli bir devrimci pratiğin eleştirisini ve değerlendirmesini içermekte ve bu yönüyle de kanımıza devrimci birikime önemli bir katkı oluşturmaktadır.

Fransız Komünist Partisi'nin tüzüğünden örgütlenme yapısına, seçim stratejisinden ittifak mantığına, yönetiminden iç yönelimlerine, tepeden tırnağa son derece radikal ve kuramsal bir eleştirisidir. Güncel Müdahaleler. İşte bu yönüyle de, ülkemizde devrimci birikimine çok önemli bir katkı olmaya aday... Tabii ki değerlendirmesi siz okurlara ait.

Althusser'in deyimiyle, " Sözcükler karar vermez ne anlam taşıdıklarına, yankıları karar verir bir tek."

Felsefe ve Bilim Adamlarının Kendiliğinden Felsefesi

Felsefe ve Bilim Adamlarının Kendiliğinden Felsefesi
Louis Althusser

İthaki Yayınları /

"Ne var ki, felsefi sorular, bilimsel sorun değildir. Geleneksel felsefe kendi sorularına yanıtlar getirebilir, ancak bilimadamlarının kendi sorularına çözüm getirdikleri anlamda bilimsel ya da daha başka sorunlara çözüm getirmez. Başka deyişle: felsefe, bilim adına ve bilimin yerine bilimsel sorunları çözmez; felsefenin soruları bilimin sorunları değildir. Burada da felsefe içinde bir tavır almaktayız: felsefe bir bilim değildir, dolayısıyla o fortiori bilimin kendisi de değildir, bilimin yaşadığı bunalımların bilimi de değildir, Bütün'ün bilimi de değildir. Felsefi sorular, ipso facto bilimsel sorunlar değilir."

20. yüzyılın en önemli ve özgün Marksist düşünürü Louis Althusser ilk kez 1974 yılında yayımlanan bu çalışmasında, ürettiği özgün kimliklerini sorgulamakta ve bilimadamlarının kendi disiplinine ilişkin tasarımlamalarını incelemektedir.

Tutsaklık Güncesi

Tutsaklık Güncesi
Louis Althusser

Can Yayınları Etiket: 17,00 TL
NetKitap Ederi: 12,75 TL


Louis Althusser, 68 kuşağının belki de en önemli düşünsel önderiydi. Pour Marx ve Lire 'le capital' adlı yapıtlarıyla Marksist düşünceye yeni bir yorum getiren, kendi kuşağını olduğu kadar, daha sonraki düşünürleri de büyük ölçüde etkilemiş olan Althusser, ne yazık ki genç yaşlarından başlayarak gitgide artan ruhsal rahatsızlığından ve depresyondan kurtulamadı. Öyle ki büyük bir tutkuyla bağlandığı ve kendisini Komünist Parti'ye sokan, böylece yaşam çizgisini değiştiren karısı Helene'i bir delilik anında boğarak öldürdü. Daha önce yayımladığımız

Kriz Yazıları

Kriz Yazıları
Althusser'den Sonra Louis Althusser
Louis Althusser

İthaki Yayınları /


Siyasi ve Felsefi Yazılar'ın bu 4. cildi, Louis Althusser'in yaşarken yayınlamamış olduğu elyazısı metinlerden oluşuyor. Daha 1970'lerden itibaren Marksizmin krizini teşhis eden Marksist düşünür, krizden çıkış yolları üzerine düşünürken; önceden olduğu gibi, bir yandan tarihsel materyalizme sızmış idealist, Hegelci unsurları ayıklamaya, bir yandan da Marksist siyaset felsefesinde ihmal edilmiş olan devlet teorisinin kapsamını genişletmeye çalışıyor. Bu düşüncelere yoğunlaştığı dönemde başına gelen talihsiz olayla ara vermek zorunda kaldığı ve rastlantı materyalizmi' adını verdiği özgün felsefi projesine dair kaleme aldığı metinlerle, Louis Althusser'in 'son' düşüncesi daha önce adını pek anmadığı Derrida, Heidegger gibi filozoflara atıfla geliştirdiği düşüncesi gün ışığına çıkıyor.

Gelecek Uzun Sürer

Gelecek Uzun Sürer
Louis Althusser

Can Yayınları /


Yirminci yüzyılın ikinci yarısına damgasını vuran, düşünce akımlarını olduğu kadar, politika felsefesini ve pratiğini derinlemesine etkileyen Fransız filozof Louis Althusser (1918-1990) '68 kuşağının belki de en önemli düşünsel önderiydi. Pour Marx ve Lire 'le Capital' adlı kitaplarıyla marksist düşünceye yeni bir yorum getirmiş ve yeni bir düşünür kuşağının yetişmesine katkıda bulunmuştur. Yüzyılımızın en parlak zekâlarından biri olan Althusser'in, göz kamaştırıcı kimliğine karşın, çocukluğu, ana-babası, geçmişi ve kadınlarla çok önemli sorunları vardı. Belki de bunun sonucu olarak, 16 Kasım 1980 günü çok sevdiği karısı Helene'i boğarak öldürdü. Cinayeti işlediği sırada bilincini yitirmiş olduğu yönünde verilen doktor raporunu göz önünde bulunduran yargı organı, Althusser'in yargılanmasının gereksiz oludğuna karar verdi. Althusser, kendisinin de yazdığı gibi, Gelecek Uzun Sürer'de savunmasını değil, duruşmasını gerçekleştiriyor. Gelecek Uzun Sürer, aynı zamanda, Helene için gerçek bir aşk şarkısı; birlikte paylaştıkları yalnızlık, sıkıntı, hayal kırıklıkları ve acılar üzerine yakılmış bir ağıt.

Lenin ve Felsefe

Lenin ve Felsefe
Louis Althusser

İletişim Yayınları /


Louis Althusser 20. yüzyılın ikinci yarısında Marksist düşüncede önemli etkisi olmuş filozoflardan biri. Althusser’in Marx ve Lenin’i yeniden okuma girişimi ve bu sayede Marksizm içinde yaşanan krizi aşma çabası uzun yıllar etkisini sürdürdü, gerek yapısalcılığın gerekse post-yapısalcılığın besleyici kanalını oluşturdu. Lenin ve Felsefe, Althusser’in Lenin’i yeniden okuma girişiminin bir sonucu ya da "felsefeyle birlikte Lenin". Sadece eylem adamı, stratejist Lenin portresi yerine, Lenin’in Marx ve Hegel okumalarının Marksist teori ve pratik için önemine işaret eden, bu önemin altını çizen bir metin. Althusser burada Marksist bir filozof olarak felsefeyi tanımlarken, felsefe ile bilim, felsefe ile ideoloji, felsefe ile politika ilişkilerini de ele alıyor. Kitapta ayrıca Althusser ile yapılmış "Bir Devrim Silahı Olarak Felsefe" başlıklı konuşmayla, Althusser’in "Hegel Karşısında Lenin" başlıklı bir yazısı da yer alıyor.

Marx İçin / Pour Marx

Marx İçin / Pour Marx
Louis Althusser

İthaki Yayınları

Bir çağrı, hatta bir slogan niteliğindeki bu ad, bugün hâlâ otuz yıl önceki kadar yüksek ve güçlü bir şekilde-belki de yeniden-çınlıyor. Ama bambaşka nedenlerle ve tamamen farklı bir bağlamda çınlıyor. Althusser'in kitabı bugün artık yeni okurlara seslenmekte...

Bu kitapta girişilmiş olan iş, Marksizme teorik bir çehre ve bir vücut verme yönünde, çağımızın en akıcı ve anlamlı, aynı zamanda da en fazla kanıtlara dayalı çabalarından biri...

Özeleştiri Ögeleri

Özeleştiri Ögeleri
Louis Althusser

Belge Yayınları / 4


Bu küçük kitapçık daha önce yayınlanmamış iki denemeyi içermektedir. Bunlardan birincisi Haziran 1972 tarihini taşımakta olup, bu metnin John Lewis'e Cevap'ta genişçe saçılmış olan ve hatırlanacağı üzere, sadece felsefenin tanımının düzeltilmesiyle sınırlı kalan özeleştiri ögeleriyle birlikte yer alması gerekiyordu. Ama bir yandan sade bir dergi makalesinin sınırlarını aşmamak, öte yandan da Fransızca olarak yayınlanan o metnin birlik ve bütünlüğünü bozmamak için bunları yazmaktan vazgeçmem gerekti.
Marx için ve Kapital'i Okuma adlı yapıtlarımın yayınlanmalarından iki sene sonra, Kapital'i Okuma'ın İtalyanca baskısının önsözünde, "teorisist bir eğilim"den etkilendiklerini belirttiğim sözkonusu bu iki yapıtın eleştirisel bir incelemesini ilk kez bu denemede bulacağız.
Bu Özeleştiri Öğeleri'ne ek olarak da, genç Marx'ın evrimini konu alan ve benim hangi istikamete yöneldiğimi gösteren daha önceki bir tarihte (Temmuz 1970) yazılmış bir denemeyi de ilave etmeyi uygun gördüm.
(Kitabın Girişinden)

Kapital'i Okumak

Kapital'i Okumak
Louis Althusser

Belge Yayınları /

Bilime giden geniş bir yol yoktur ve ancak, onun politikalarının yorucu dikliğinden korkmayanlar onun ışıltılı doruklarına varma şansına iyedir...
-Karl Marx-

İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları

İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları
Louis Althusser

İletişim Yayınları /

Althusser'in Marksist teoriye en önemli kaktılarından biri, hiç kuşkusuz, 'Devletin İdeolojik Aygıtları' adlı teorik metnidir. Marksist filozof bu yazısında klasik felsefenin ezelî 'ruh-madde' karşıtlığının dışına çıkıyor ve 'ruh'u ya da 'düşünce'yi, maddenin belirli ölçüde çarpıtılmış bir yansıması değil, toplumun somut pratikleri ve aygıtları içinde oluşan, maddî bir nesne olarak tanımlıyor. Bu tür bir ele alış, 'ideoloji'nin, sınıf mücadelesinin özgül bir alanı olduğunu önermekte ve ideolojinin klasik tanımlarını geçersizleştirdiği gibi, politik mücadele anlayışına da yeni ve önemli bir boyut kazandırmaktadır. 1990 yılında hayata veda eden Fransız düşünür Louis Althusser'in İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları adlı kitabı, Türkiye'de ilk kez yayımlandığı 1978 yılından bu yana geniş ilgi gördü.

Terörizm ve Komünizm

Terörizm ve Komünizm
Leon Trotskiy

Epos Yayınları

"Bireyi kutsal kılmak için onu çarmıha geren toplumsal düzeni yıkmalıyız. Ve bu sorun, ancak kan ve demirle çözülebilir."

Trotskiy'in devrimci Rusya'nın içsavaşının harareti içinde yazdığı Terörizm ve Komünizm, devrimci diktatörlüğün en etkili savunularındandır. Düşünür Slavoj Zizek bu kitap için yazdığı kışkırtıcı yorumda Trotskiy'in liberal demokrasinin yanılsamalarına yönelttiği saldırının bugün de hayati geçerliliği bulunduğunu savunuyor.