5 Temmuz 2008 Cumartesi

IPI GAZETECİLERİN GÖZALTINA ALINMASINI KINADI

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Ergenekon soruşturması kapsamında gazetecilerin gözaltına alınmasıyla ilgili açıklama yaptı.


Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Ergenekon soruşturması kapsamında İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Ufuk Büyükçelebi gibi gazetecilerin gözaltına alınmasıyla ilgili şu yazılı açıklamayı yaptı: "Basın mensuplarına yönelik zincirleme gözaltıları kaygıyla izliyoruz.


Her an ifadelerine başvurulması mümkün olan gazete yöneticisi, köşe yazarı ve çalışanlarının eşzamanlı operasyonlarla, elleri arkadan bağlanarak ya da kollarına girilerek gözaltına alınmaları düşünce özgürlüğünü doğrudan tehdit etmekte ve savundukları fikirlerin tutuklanması amacını taşımaktadır. Gazetecilere ve onların şahsında ifade özgürlüğüne yönelik bu tutumu kınıyoruz. Doğrudan şiddete çağrı olmadıkça herkes düşüncelerini en geniş biçimde ifade edebilme hakkına sahiptir." www.gazeteport.com

2 Haziran 2008 Pazartesi

Sen esmeyi seviyorsun, bense esintiyi…

Siyaha geri dönüşte bahsediyor Amy Winehouse en siyah sesiyle başlıktaki sözlerden. Esmeyi seven bir iktidarsal yapıdan ve esintisiz duramayan bir millet olmaktan bahsedeyim bende. Harcım değil ama 1950 sonrası çoğulcu sistemde durgun, dengeli dönemlerimizi çıkarmalarını ve muhasebe etmelerini isterim siyaset analizcilerinden. Sakin, durağan olamıyoruz her nedense, erken doğum yapan çocuk gibiyiz biraz. Hep bir şeylerimiz eksik, hep dikkat çekme çabası, hep yaramaz olma durumu. 1950 ve sonrasını bayram kabul edenler, hazırlıksız çoğulcu yapının bu ülkeye neler kaybettirdiğini iyi muhasebe etmeleri gerekir. Portekiz ve Yunanistan örnekleri karşımızda duruyor. Geciken ama kanıksanmış çoğulculuklar daha sağlamsal temelleri attırabiliyor demokrasi sancılarında. Bizde ise durum orta da çark böyle dönecek gibi. Denge arayışları en masumane deyimle 5-6 yılda bir bu ülkede esecek. Birileri esmeyi sevecek, birileri esintiyi. Bize katkısını soruyorsanız yanıtım; “Kronikleşmiş bir böbrek ağrısı gibi kalır” esen yelde en sancılısından.

13 Şubat 2008 Çarşamba

GAZETECİ-YAZAR BENDEROĞLU VEFAT ETTİ

KERKÜK- 04.02.2008 - Gazeteci-yazar Abdüllatif Benderoğlu (71) vefat
etti.
Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimde Türkmen işlerinden sorumlu bakanlık
görevini de yürüten Abdüllatif Benderoğlu (71), tedavi gördüğü Ürdün'ün başkenti
Amman'da vefat etti.
Kerkük'e bağlı Tuzhurmatu kasabasında doğan Benderoğlu, Türkmen edebiyatının
önde gelen isimleri arasında yer aldı. Uzun süre Türkmence yayın yapan Yurt
dergisinin başında kalan Benderoğlu, Türkmen edebiyatına birçok eser verdi.
Benderoğlu, Nazım Hikmet'in şiirlerini Arapçaya çeviren ilk kişi oldu ve ilk
Türkmence-Arapça lügatı yazdı.
Irak'ta Saddam Hüseyin iktidarının devrilmesinden sonra Devlet Başkanı Celal
Talabani'nin Türkmenlerle ilgili danışmanlığını yapan Benderoğlu, daha sonra
bölgesel yönetimde Türkmen işlerinden sorumlu bakanlık görevine getirildi.
Saddam Hüseyin iktidarı döneminde, enformasyon dairesinde görev yapan
Benderoğlu, bir süre serbest muhabir olarak Anadolu Ajansı'nı Bağdat'ta temsil
etmişti.

Afganistan'da idama mahkum edilen 24 yaşındaki gazeteci Sait Pervez Kambahş'a destek

ANKARA - 07.02.2008 - Gazeteciler, Afganistan'da idama mahkum edilen
24 yaşındaki gazeteci Sait Pervez Kambahş'a destek amacıyla Afganistan Devlet
Başkanı Hamid Karzai'ye iletilmek üzere bu ülkenin Ankara Büyükelçiliğine mektup
bıraktılar.
Çağdaş Gazeteciler Derneğinden yapılan yazılı açıklamada, bir grup gazeteci
ile ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras'ın, Afganistan'ın Ankara
Büyükelçisi Masood Khalili'yi ziyaret ettiği belirtildi.
ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay'ın, heyet adına mektubu Khalili'ye sunduğu
ifade edilen açıklamada, Büyükelçi Khalili'nin, Devlet Başkanı Karzai'ye telefon
edeceğini ve mektubu ileteceğini söylediği kaydedildi.
Açıklamaya göre, Devlet Başkanı Karzai'ye gönderilen mektupta şu ifadeler
yer alıyor:
''Binlerce Türk gazeteciyi temsil eden Türkiye'nin önde gelen gazetecilik
örgütleri olarak, Balkh Üniversitesi öğrencisi ve Jahan-e Now gazetesi muhabiri
meslektaşımız Pervez Kambahş'ın durumuyla yakından ilgileniyoruz.
Türkiyeli gazeteciler ve Türk halkı, Kambahş'ın kadın hakları ile ilgili
bazı Kur'an-ı Kerim ayetlerini tartışan bir makale bulundurduğu için
suçlanmasına, yasa dışı olarak tutuklanmasına ve idama mahkum edilmesine
inanmakta zorlanıyoruz.
Afganistan hükümeti ve ekselansları Cumhurbaşkanı Sayın Karzai'nin,
gazetecilerin ifade özgürlüğünün sağlanmasında önemli bir sorumluluğu olduğuna
inanıyor ve meslektaşımızın özgürlüğüne kavuşması için elinizden şahsen gelenin
en iyisini yapacağınızı umuyoruz.''
Mektuba imza koyan basın kuruluşları şunlar:
''Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, Diplomasi Muhabirleri
Derneği, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Foto Muhabirleri Derneği, KESK Haber-Sen,
Parlamento Muhabirleri Derneği, Profesyonel Haber Kameramanları Derneği, Radyo
Televizyon Gazetecileri Derneği, Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği, Türkiye
Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Sınır Tanımayan Gazeteciler
Örgütü Temsilciliği.''

"BİR TARİHİN TANIĞINDAN PİLATUS'UN GÖLGESİNDE"

LEFKOŞA- 08.02.2008 - KKTC'de gazeteci Başaran Düzgün, Kıbrıs
sorununun yakın geçmişinde dönüm noktası olan Annan planının da doğduğu süreçteki
zirveleri, belgeleri ve tanıklık ettiği olayları anlattığı "Bir Tarihin
Tanığından Pilatus'un Gölgesinde" adlı kitabını tanıttı.
Başaran Düzgün, kitabının yeniden başlayacak görüşme sürecine ışık tutması
dileğinde bulundu.
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliğinin sohbet toplantısına konuk olan Kıbrıs
Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün, kitabını anlattı, soruları yanıtladı.
Annan planına son şeklinin verildiği Mart 2004'teki Bürgenstock zirvesini
izleyen 3 Kıbrıslı Türk gazeteciden biri olan Düzgün, kitap yazma fikrinin bu
zirve sırasında Türk gazetecilerle sohbetleri sırasında doğduğunu söyledi. 24
Nisan 2004'teki referandum gecesinde tarih yaşandığını keşfettiğini, tarih yazmak
için de bir süre beklemek gerektiğini belirten Düzgün, Annan planı için,
"hakkında bu kadar yalan söylenen, spekülasyon yapılan başka bir plan var mı
bilmem" ifadesini kullandı.
Annan planına "evet" denmesi için uğraştığını hatırlatan Düzgün, "Yalanların
tarihi bastırmaya başladığını ve planın hazırlanmasına büyük emeği geçenlerin
bile olayları unutmaya başladığını fark edince kitap hazırlığını hızlandırdığını"
söyledi.
Kitabını, dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakanı Mehmet Ali Talat ve
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş'la mülakatlar yaparak, zirve ve toplantı
tutanaklarından yararlanarak ve kendi tanıklıklarından hazırladığını anlatan
Düzgün, Bürgenstock zirvesinin tutanaklarının bir bölümünün aynen kitapta yer
aldığını kaydetti.

-"BİLDİKLERİMİZ BUZ DAĞININ GÖRÜNEN PARÇASIYMIŞ"-

Başaran Düzgün, "Biz gazetecilerin her şeyi bildiği, duyduğu ve yansıttığını
sanırız. Oysa kitabı hazırlarken öğrendim ki, o dönemde gördüklerimiz,
bildiklerimiz buz dağının görünen parçasıymış. Örneğin Serdar Denktaş'ın
Papadopulos'la 9 kez görüştüğünü bilmiyordum. Ergün Olgun'un (eski
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı) Verheugen'in üzerine yürüyecek kadar sinirlendiğini,
Türk heyetinin toprak kavgasını bilmiyordum" diye konuştu.
Kitabını, bilinmeyenleri halka anlatmak amacıyla yazdığını ifade eden
Düzgün, bu yıl içinde Kıbrıs sorununun çözümü için görüşmelerin başlayacağına
inandığını, halkın yeniden Annan planı dönemine benzer tartışmalar yaşayacağını,
yeniden planlarla karşılaşacağını söyledi.

-"SON KEZ PAZARLIK MASASI KURULACAK"-

Düzgün, "İnsanların yaşamını temelden değiştirecek bir sürece giriyoruz,
anlaşma olsa da, olmasa da. Bence son kez pazarlık masası kurulacak ve Kıbrıslı
Türklerle Rumlara 'uzlaşır mısınız' diye sorulacak. Kitabımın tüm bunlara ışık
tutması umudundayım" dedi.
Bürgenstock zirvesine ilişkin anılarını aktarırken çok pahalı bir otelde çok
zor şartlarda görev yaptıklarını, 10 günlük zirve boyunca Kıbrıs Türk heyetinden
sadece bir kez Serdar Denktaş'ı görebildiklerini anlatan Düzgün, buna rağmen iyi
gazetecilik yaptıklarını söyledi.
Rum sözcünün ise her gün otele giderek Rum gazetecileri bilgilendirdiğini,
onların da toplu hareket ederek aynı haberleri yazdığını kaydeden Düzgün, canlı
yayında bir Rum gazetecinin, zirvenin sonucunu, "Türklere kebap, bize sandviç
verildi" sözleriyle özetlediğini aktardı.

-TALAT VE DENKTAŞ-

Başaran Düzgün, konuşmasını özetle şöyle sürdürdü:
"Bu süreçten bir lider doğdu: Talat. 6 milletvekili olan bir parti
başkanıyken süreç sonunda cumhurbaşkanı oldu.
Bu süreçte bir liderin meziyetlerine tanık olduk: Denktaş. Denktaş isteseydi
inanmadığı bu süreci berhava edebilirdi, zirveye gidecek olanlara yetki
vermeyebilir, süreci kilitlerdi."

-"ANNAN PLANI MELEK DE DEĞİLDİ ŞEYTAN DA"-

Kitabını yazma sürecinde edindiği yeni bilgilerle geriye dönük
değerlendirmesinde bir miktar Annan planı militanlığı yaptığını fark ettiğini
söyleyen Başaran Düzgün, "Planda Kıbrıslı Türklerin çok aleyhine şeyler de vardı
ama karşı taraf o kadar çok şeytanlaştırmıştı ki biz de melekleştirdik. 80 bin
insanın evlerini terk etmesi ve olmayan evlere yerleşmesi vardı planda ve
referandum günü bile ortada para yoktu. Annan planı melek de değildi şeytan da"
diye konuştu.

-KARPAZ KONUSU-

Düzgün, Annan planına "evet" diyenlerin, toplumsal çıkarları öne koyarak ve
yeni bir yaşam inancıyla bu kararı verdiğini belirterek, kitabını hazırlarken,
"Türkiye'nin Karpaz'ın verilmesine sıcak baktığını" da öğrendiğini ifade etti.
Düzgün, önümüzdeki süreçte başlayacak yeni tur görüşmelerin odağının Karpaz
olacağı görüşünü de dile getirdi.
Başaran Düzgün, özgür ve birleşik Kıbrıs inancının hala bulunduğunu,
kitabını da hep bu dilekle imzaladığını söyledi. Düzgün, kitabın Kıbrıs Türk
perspektifiyle hazırlandığını, ikinci bir kitapta olayları Türkiye açısından
değerlendirmeyi çok istediğini de ifade etti

SINIR TANIMAYAN GAZETECİLER'İN RAPORU

WASHINGTON - 12.02.2008 - Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün
raporunda, geçen sene gazeteciler açısından en tehlikeli ülkenin Irak olduğu
belirtildi.
Örgütün yarın açıklanacak raporunda, 2007'de dünya genelinde 87 gazetecinin
görev başında öldüğü bildirildi. Irak'ta ölen gazetecilerin sayısı 2007'de 47
oldu. Bir önceki sene Irak'ta 41 gazeteci ölmüştü.
Gazeteciler açısından geçen yıl diğer tehlikeli ülkeler; 8 gazetecinin
öldüğü Somali ve 6 gazetecinin öldüğü Pakistan, Irak'tan sonra ikinci ve üçüncü
sıralarda yer aldı.
Rapora göre, gazetecilere en çok sansür uygulayan ve gazetecileri en çok
hapse atan ülke Çin oldu. Bu ülkede demir parmaklıklar ardında 31 gazetecinin
bulunduğu bildirildi.
Örgüt, raporunda, İran'da da gazetecilere baskının arttığını, geçen sene
50'nin üzerinde gazetecinin hapse atıldığını, yıl sonu itibarıyla cezaevlerinde
10 gazetecinin bulunduğunu bildirdi.
Örgütün araştırmasına göre Pakistan ve Rusya'da da durum gazeteciler
açısında kaygı verici. 18 Şubatta seçimlere hazırlanan Pakistan'da gazetecilere
saldırıların ve basın mensupları arasında tutuklamaların artmasından kaygı
duyulduğu belirtildi.
Araştırma başkanı Jean-François Julliard, Martta devlet başkanlığı
seçimlerinin yapılacağı Rusya için "Rus yetkililerin seçim öncesinde ve seçimde
medyayı kontrol etmek için elinden geleni yapacağını biliyoruz. Seçim öncesinde
Rus halkının bağımsız bilgi almayacağını hissediyoruz" dedi.
Raporda, serbest gazeteci Josh Wolf'un San Fransisco'daki bir gösteride
çektiği filmleri yetkililere vermediği için hapse atılması ve El Cezire'de
çalışan Sudanlı kameraman Sami el Hac'ın hapse atılması gazetecilere uygulanan
baskıların ABD'deki örnekleri olarak gösterildi.

IRAK'TA BİR IRAKLI GAZETECİ ÖLDÜRÜLDÜ

BAĞDAT - 12.02.2008 - Irak'ın başkenti Bağdat'ta bir Iraklı
gazetecinin cesedi bulundu.
Polis, bağımsız Genç Gazeteciler Cemiyetinden pazar günü kalem, defter almak
için Bab El Muzam bölgesindeki pazara gitmek üzere ayrılan 27 yaşındaki Hişam
Miçvit Hamdan'ın kurşunlarla delik deşik edilmiş cesedinin başkentin merkezinde
bugün bulunduğunu bildirdi.
Bu arada Şii din adamı Mukteda Sadr, Amerikan CBC televizyonunun iki
muhabirinin kaçırılmasını kınadı.
El Sadr'ın Basra bürosunun yetkililerinden Haris El Ezari, gazetecilerin
kaçırılmasını kınadıklarını belirterek, gazetecilerin serbest bırakılmasını
istedi.
CBS televizyonu, kendisi için çalışan iki muhabirin pazar günü Basra'da
kaçırıldığı bildirmiş, ancak gazetecilerin kimliğini açıklamamıştı.
Görgü tanıklarıysa kaçırılanların bir İngiliz muhabirle muhabirin Iraklı
tercümanı olduğunu belirtmişti.
Merkezi New York'ta bulunan Gazetecileri Koruma Komitesi, Irak'ta 2004'ten
bu yana 51 gazetecinin kaçırıldığını bildiriyor. Komiteye göre, bunlardan çoğu
serbest bırakıldı, ancak 12'si öldürüldü.
Öte yandan Amerikan ordusu Diyala vilayetinin Mukdadiye kentinde bir toplu
mezarda 13 ceset bulduğunu yalanladı. Irak polisi, Amerikan askerlerinin dünkü
bir operasyon sırasında cesetleri bulduğunu, cesetlerin Bakuba'daki morga teslim
edildiğini belirtmişti.

PRENS WILLIAM GAZETECİ OLUYOR İDDİASI

LONDRA -- İngiltere tahtının ikinci sıradaki veliahdı
Prens William'ın ordudaki eğitiminin ardından gazetecilik yapacağı öne sürüldü.
The Guardian gazetesi, prensin halen Lincolnshire'daki Kraliyet Hava
Kuvvetleri'ne ait üste pilotluk eğitimi aldığını hatırlatarak, bu eğitimin
önümüzdeki aylarda tamamlanacağını, William'ın daha sonra donanmaya geçeceğini,
ardından sivil hayat tecrübesi kazanmak üzere askerlikten ayrılacağını yazdı.
Gazete, William'ın tahta çıkması halinde orduyu, bürokrasiyi ve medya
dünyasını tanıması açısından Kraliyet danışmanları tarafından çizilmiş bir yol
haritası bulunduğunu, bu çerçevede prensin tahta geçmesi halinde lideri
sayılacağı İngiliz Anglikan kilisesinde de vakit geçirmesinin söz konusu
olabileceğini duyurdu.
Bir Saray danışmanın "Prensin medya dünyası içinde yer alıp, o dünyayı
yakından tanımasının iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum'' sözlerini aktaran
gazete, bir başka yetkilinin, "Prens askerliği bütün yönleriyle öğrendi. Şimdi
devletin yapısını öğrenmesi gerekiyor'' görüşünü de okuyucularına aktardı.
Devlet alanında prensin büyük olasılıkla Dışişleri Bakanlığında çalışacağını
yazan gazete, William'ın görev yapabileceği gazetelerin de Times, Telegraph ya da
Guardian olabileceğini öne sürdü.
Prensin resmi konutu Clarence House ise haberi ne yalanladı ne de doğruladı,
sadece henüz bir karar verilmediğini açıkladı.

18 Ocak 2008 Cuma

ATİLLA GİRGİN'DEN ''GAZETECİLİĞİN TEMEL İLKELERİ''

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Girgin'in ''Gazeteciliğin Temel İlkeleri'' adlı
yeni kitabı çıktı.
Anadolu Ajansı eski İstanbul Bölge Müdürlerinden Girgin'in kitabı, 13 bölüm
ve 400 sayfadan oluşuyor. Girgin, kitabına ilişkin açıklamasında, ''işin uzmanı
olan gazetecilerin bile iletişimin gereklerini tam anlamıyla yerine
getiremediğini'' ifade ederek, şunları kaydetti:
''Bilgi Çağı diye adlandırılan günümüzde, bırakın bireyleri, işin uzmanı
olduklarını ileri süren birçok gazeteci bile gerçek iletişimin gereklerini her
uygulamada yerine getirebiliyor mu, tam anlamıyla... Sanmıyorum. İşte ben de
iletişim alanındaki eksiklerimizi gidermek amacıyla bu kitabı yazmaya
kalkıştım.''
Prof. Dr. Atilla Girgin'in, ''Türkiye'de Yerel Basının Gelişmesi'', ''Haber
Yazma Teknikleri'', ''Yazılı Basında Haber ve Habercilik Etik'i'' ''Türk Basın
Tarihi'nde Yerel Gazetecilik'', ''Haber Yazmak'', ''Uluslararası İletişim, Haber
Ajansları ve Anadolu Ajansı'',''Röportaj mı? Söyleşi mi?'' adlı 9 kitabı
bulunuyor.
Girgin'in, ayrıca mesleki ve özel anılarından oluşan 41 öykülük ''Gazeteci
Olmak Önce Adam Olmak Demektir'' adlı kitabı da 2003 yılında çıkmıştı.

-ATİLLA GİRGİN-

İzmit'te 1946 yılında doğan Atilla Girgin, 1965'te Saint Joseph Fransız
Lisesinden, 1969 yılında da Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Basın-Yayın Yüksek Okulundan mezun oldu.
Gazeteciliğe 1968 yılında üniversite öğrencisiyken başlayan ve Anadolu
Ajansına giren Girgin, kurumda üstlendiği çeşitli görevlerin ardından 1985 yılı
başında, AA İstanbul Bölge Müdürlüğü görevine getirildi.
Girgin, 1987 yılında, İstanbul Üniversitesi Basın-Yayın Yüksek Okulunda
mesleki dersler vermeye başladı.
AA İstanbul Bölge Müdürü olarak 8,5 yıl çalıştıktan sonra, 23 Temmuz 1993'de
TRT Haber Dairesi Başkanlığına getirilen Girgin, sağlık nedenleriyle bu
görevinden ayrılınca 3 Ocak 1994'de, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesine
öğretim görevlisi olarak atandı.
Yüksek lisansını Marmara Üniversitesinde ''Yerel Basın'' konusunda yapan
Girgin, 2000 yılında bu kez İstanbul Üniversitesinde ''Yazılı Basın
Haberciliğinde Etik'' konusunda doktorasını tamamladı. 2002 yılında doçent olan
Girgin, 18 Ekim 2007'de profesör oldu.
Halen Marmara, İstanbul ve Yeditepe üniversiteleri iletişim fakültelerinde
lisans, yüksek lisans ve doktora dersleri veren Girgin, evli ve bir çocuk babası.
Girgin'in, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Gazeteciler Cemiyeti (Ankara),
İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD), Türkiye Bilişim Derneği, Basın Enstitüsü
Derneği ve Basın Konseyi Yüksek Kurulu üyelikleri de bulunuyor.

NİJER'DE 2 FRANSIZ GAZETECİ

Batı Afrika ülkelerinden Nijer'de, 2 Fransız
gazeteci hakkında, ülkenin kuzeyindeki isyancı gruplara bilgi vererek devlet
güvenliğini tehdit ettikleri suçlamasında bulunuldu.
Nijerli yetkililer, söz konusu gazetecilerin yalnızca kuş gribi haberi yapma
izinleri olmasına karşın, Tuareg militanları hakkında bir haber yapmak üzere
kuzeye gittiklerini ileri sürdüler.
Merkezi Paris'te bulunan Camicas Productions hesabına çalışan Fransız
gazetecilerin, 1 aydır Nijer'de cezaevinde tutuldukları belirtiliyor.

SUDANLI GAZETECİNİN MEKTUBUNDAN

ABD'nin Guantanamo üssünde tutulan Sudanlı
gazeteci Sami El Hac, bugün yayınlanan mektubunda, ''fiziksel ve psikolojik acı
içinde olduklarını'' dile getirdi.
Tutuklanmadan önce El Cezire Televizyonu'nda kameraman olarak çalışan ve
uzun süredir açlık grevi yaptığı belirtilen Sami El Hac, mektubunda, ''Herbirimiz
yeni bir fiziksel acı çekiyoruz ve yaralanmış kalplerimiz tarif edilemez
psikolojik acılardan muzdarip'' diye yazdı.
Pakistanlı yetkililer tarafından 2001 yılı aralık ayında Afganistan
sınırında tutuklanan El Hac'ın, yaklaşık 6 ay sonra ABD güçlerine teslim edildiği
belirtiliyor.
El Hac'ın, Guantanamo'da bulunan ve uluslararası bir basın kuruluşunda
çalışmış tek tutuklu olduğu kaydediliyor. Kameraman El Hac'ın, militan grupları
desteklediği iddia edilen bir yardım kuruluşu için, 1990'lı yıllarda para
transferi yapmakla suçlandığı ifade ediliyor.
Mektubunda, hakkında dava açmadan kendisini esir tutan ABD yönetimini
eleştiren El Hac, Guantanamo'da yaşananlara yeterince ilgi gösterilmemesinden
yakınıyor. El Hac'ın, ''Bütün bunlar, neler olduğunun bilindiği ancak yine de
sessiz kalınan, bu üzücü oyunu izlemekten fazla birşey yapılmayan bir dünyada
gerçekleşiyor'' ifadelerine yer verdiği kaydediliyor.
El Hac'ın avukatı Clive Stafford Smith, müvekkilinin aralık ayının sonunda
yazılmış mektubunun Arapça olduğunu ve gönderilmeden önce okunarak
sansürlendiğini söyledi.
Stafford Smith, 38 yaşındaki El Hac'ın 374 gündür açlık grevi yaptığını
bildirdi.

SINIR TANIMAYAN GAZETECİLER

Merkezi Paris'te bulunan Sınır Tanımayan
Gazeteciler örgütü tarafından yapılan açıklamada, gazeteci Hrant Dink'e yönelik
saldırının sorumlularının ortaya çıkartılması çağrısında bulunuldu.
Dink'e yönelik suikastın birinci yıl dönümü dolayısıyla yapılan açıklamada,
''Türk yetkililerden, saldırının sorumlularının bulunması için daha etkili bir
soruşturma yapmaları'' istendi.
Dink'i ailesi ve meslektaşlarına dayanışma mesajı gönderilen açıklamada,
TCK'nın 301. maddesinin de vakit geçirilmeden değiştirilmesi çağrısında
bulunuldu.

40 İNTERNET SİTESİ KAPATILDI

İnternet Güvenliği uygulamasında şimdiye kadar suç içeren yayın yaptığı tespit edilen 40 internet sitesi kapatıldı. Vatandaşlar tarafından gelen ihbarların da değerlendirildiği uygulamada suç kapsamına 8 tür yayın giriyor. İşte siteleri kapattıran nedenler...





Uygulamanın toplumun geleceğinin garanti altına alınmasına katkı sağladığına dikkat çeken Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acerer projenin ayrıntılarını anlattı.

Acarer, internet yayınları yoluyla işlenen suçların önüne geçmek için 2007 yılında başlatılan 'İnternet Güvenliği' uygulamasındaki son durumu anlattı.

Acarer, bu kapsamda suç içeren yayınların 8 konuyla sınırlı olduğuna dikkat çekiyor. Buna göre intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, ve kumar oynanması için imkan sağlama ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar erişim engeline takılıyor. Bu tip yayın yapan sitelerin tespiti ise şu şekilde gerçekleşiyor:

Vatandaşlar şikayetlerini (www. ihbarweb.org.tr) internet adresi aracılığıyla veya (ihbar@ ihbarweb. org. tr) adresine elektronik posta yollayarak yapabiliyor. Uygulamanın sansür şeklinde algılanmamasını da isteyen Acerer'e göre bu proje toplumun geleceği açısından büyük önem taşıyor

AGB ÖLÇÜMLERİ ZARAR VERİYOR

TRT Genel Müdürü Şahin, RTÜK'ün de şikayetçi olduğu AGB şirketinin rating ölçme sistemini eleştirdi. Peki TRT rating ölçme sistemini beğenmediği AGB'den çıkacak mı?



Şahin "2 bin olan ölçüm aleti sayısı 20 bine çıkmaz ve Anadolu'ya yayılmazsa biz AGB'den çıkacağız" dedi. TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, reyting ölçüm şirketi AGB'yi eleştirerek "2 bin olan ölçüm aleti sayısı 20 bine çıkmaz ve Anadolu'ya yayılmazsa biz AGB'den çıkacağız" dedi. Gazetelerin Ankara Temsilcileriyle ilk kez biraraya gelen Şahin, TRT'ye ilişkin soruları cevapladı.
TOPLUM BİZİ SIRTINDA TAŞIYAMAZ

İzlenme oranına mı, kamu yayıncılığı anlayışına mı öncelik vereceğinin sorulması üzerine Şahin şöyle konuştu: "TRT'nin sadece kamu yayıncılığı yapacak olması izlenmeye önem vermeyeceği anlamına gelmez. Biz kanallarımızın izlenilir olmasını istiyoruz. Her kesim tarafından izlenecek yayıncılık yapacağız. TRT'yi hem kamu yayıncılığı hem de ticari bir işletme mantığı ile yöneteceğiz. İzlenmeyen bir televizyonu destekle ayakta tutmanın anlamı yoktur. Toplum TRT'yi sürekli sırtında taşıyamaz. Bu dönüşümü gerçekleştireceğiz."

AGB ÖLÇÜMLERİ ZARAR VERİYOR

Rakip olarak hangi kanalı gördüğünün sorulması üzerine Şahin, TRT'nin rakibinin sadece kendisi olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

“Biz zaten reyting ölçümlerine de itiraz ediyoruz. Türkiye'nin tamamında 2 bin ölçüm aleti var. Bunların çok büyük bölümü de gelir düzeyi yüksek bölgelerde. Oysa TRT'nin Anadolu'da en fazla izlenen televizyon olduğuna inanıyoruz. Reklamlar da reyting ölçümlerine göre veriliyor. Bisküviyi sadece zenginler yemiyor, buzdolabını sadece zenginler kullanmıyor. Bunların reklamları da reytinglere göre veriliyor. AGB'nin yetkilileriyle görüştük ve onlara da söyledim. Ölçüm yapan alet sayısı 20 bin olmaz ve Anadolu'ya yaygınlaştırılmazsa biz AGB'den ayrılacağız. Bu reyting ölçüm sistemi TRT'ye

19 Eylül 2007 Çarşamba

İLETİŞİME 'ÇOCUK ODAKLI HABER' DERSİ

UNICEF Türkiye İletişim Sorumlusu Sema Hosta, iletişim fakültelerinde çocuk haklarına uygun ve çocukların zarar görmeyeceği şekilde haber dili kullanımının öğretileceğini bildirdi.



Hosta, Türkiye'nin de imzaladığı Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin temel alındığı çalışmaya ilişkin ''İletişim fakültesi öğrencilerine çocuk lisanını, çocuk haklarına saygılı haber yazmayı öğreteceğiz. Türkiye'nin bir çocuk lisanı geliştirmesi lazım. Nasıl ki bir kadın lisanı geliştirdik, çocuk lisanını da geliştirebiliriz. Çünkü onlar bugün çocuk, yarın değil. Her şey değişiyor ve onlar en güçlü etkenin diliyle, medya söylemleriyle büyüyor, şekilleniyor'' diye konuştu.

-BASIN TEMSİLCİLERİNE EĞİTİM-

Sema Hosta, ilk olarak 2003 yılında Doğu Anadolu bölgesinde yürütülen aşı kampanyası sırasında bu fikrin ortaya çıktığını belirterek, şunları söyledi:

''Hedefimiz, medyanın bu tür sosyal projelerdeki rolünü artırmaktı ve başarılı da olduk. Birçok basın mensubu sabah haberlerini yazdı, öğleden sonra bizimle vatandaşları aşı kampanyasına katılmaya çağırdı. Diyarbakır'daki toplantı esnasında da bu fikir ortaya çıktı.''

Şiddet içerikli haberlerin çocukları etkilediğini, bazılarının ise rol model teşkil ettiğini anlatan Hosta, ''Diğer taraftan istismar veya kaçırma olayına karışan çocuğun adı saklı tutuluyor ama çocuğun nerede oturduğu sokağına kadar belirtiliyor. Kimlik saklanması nerede kalıyor o zaman? Haberlerde, savaşın içerisinde hep çocuklar ön planda. Şiddet ögeleri her yerde, internetin içerisindeler. Bunların olmaması gerektiği konusunda toplantıdaki herkes aynı fikirdeydi ve biz 'Çocuk Dostu Medya İletişim Ağı'nı kurduk.''

-ÇOCUK DOSTU MEDYA İLETİŞİM AĞI-

Oluşturdukları ''Çocuk Dostu Medya İletişim Ağı''na üye olan basın mensuplarının çocukla ilgili bir haber yaparken temel hareket noktalarının ''Tüm etik kuralları takip edeceğim, çocuğun üstün yararını dikkate alacağım, çocuğun özel hayatına saygılı olacağım ve o çocuk benim çocuğummuş gibi hareket edeceğim'' şeklinde olduğunu anlatan Hosta, Bağımsız İletişim Ağı (BİA) üyeleriyle 2006 yılında gerçekleştirdikleri 7 bölge toplantısıyla bu konuda dünyada bir ilki başararak ''basın mensuplarına hizmet içi eğitim'' verdiklerini söyledi.

-''ÇOCUK ODAKLI HABERCİLİK''-

Hosta, düzenledikleri bu toplantıları BİA'nın desteğiyle ''Çocuk Odaklı Habercilik'' isimli kitapta topladıklarını ve kitabın içerisinde de ''Çocuk Hakları Sözleşmesi'', ''Türkiye'de Binyıl Kalkınma Hedefleri'', ''Haberin Konusu Olarak Çocuğun Hakları'', ''Çocuğun Medya Kullanmasına Yönelik Hakları'' başlıklarının yer aldığını kaydetti.

Toplantılara katılan basın mensuplarına bu kitabın yanı sıra ''Çocuk Hakları ve Medya'', ''Çocuklarla Görüşme'' kitapçıklarını verdiklerini bildiren Hosta, ''Diğer taraftan bir çocukla nasıl röportaj yapılır, bu esnada yanağı okşanır mı, ona çocuk gibi mi davranılır, bunları konuştuk. Çocukların zarar görmeyeceği bir dilde haber yazmak hiç de zor değil'' dedi.

Eğitim programlarında çocukların yer almadığını belirten Hosta, ''Bundan sonraki toplantılara çocukları da götüreceğiz. Çünkü biz UNICEF programını bile çocuklarla hazırlıyoruz ama bu deneme süreciydi. Bundan sonra çocukları da katacağız'' diye konuştu.

-PİLOT DERSLER, GALATASARAY VE ANADOLU ÜNİVERSİTELERİNDE-

Hosta, gerçekleştirdikleri toplantılar esnasında, iletişim fakültelerine ders hazırlamaya karar verdiklerini ve bu fikri Türkiye'deki iletişim fakültelerinin dekanlarına önerdiklerini anlattı.

Fakültelerin dekanlarının bu fikre olumlu yaklaştığını ifade eden Hosta, şunları kaydetti:

''Bunun çok önemli bir konu olduğunu ancak medya etiği dışında çocuk haklarına yönelik derslerin müfredatta yer almadığını söylediler. Bu çalışmada yer alabileceklerini belirttiler. Hak odaklı haberciliğin içerisinde bir konu başlığı olarak sunuluyordu bu. Şu anda bir grup öğretim üyesi, lisans düzeyinde bir çalışma hazırlıyor. Bu çalışmayı ekim ayında bitireceğiz ve pilot uygulama bu dönem Galatasaray ve Anadolu Üniversitesinde yapılacak.''

''Çocuk Odaklı Habercilik'' dersini öğretim üyelerinin vereceğini ve bu eğitimcilerin, ''çocuklar ve iletişim alanında başarılı'' olduğunu vurgulayan Hosta, derslere katılan öğrencilerin daha sonra çocuklarla da bir araya gelerek dergi, haber, röportaj gibi çalışmalar yapacaklarını söyledi.

Pilot uygulama sırasında çalışmanın eksikliklerinin ortaya çıkacağını ve öğretim üyelerinin deneyimleriyle çalışmayı geliştireceklerini söyleyen Hosta, şöyle konuştu:

''Umuyorum ki Türkiye genelinde tüm iletişim fakültelerinde gelecek yıl bu ders verilecek. İletişime ve çocuk haklarına bu kadar gönül vermiş insan bir araya geldiğinde işin çapı büyüyor. Bu gerçekten çocuk haklarına saygı duymaktır. Bu çalışmayla basın mensubu adaylarına çocuk haklarına saygılı olmayı öğretmeyi hedefliyoruz. Diğer taraftan çalışma hayatındaki basın mensuplarıyla toplantılarımız devam edecek. Basın mensuplarını çocuklarla dost olmaya çağırıyoruz.''

Türk ve Alman iletişim öğrencilerinden bilimsel paylaşım

İstanbul(İÜHA)- İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi ve Almanya’nın Fachhochschule Bonn-Rhein-Sieg Teknik Gazetecilik Yüksekokulu arasında bu yıl üçüncüsü düzenlenen Alman-Türk Yaz Akademisi, İstanbul’da gerçekleştirildi.

İÜ İletişim Fakültesi ve Fachhochschule Bonn-Rhein-Sieg arasındaki akademik ilişkilerin arttırılmasının amaçlandığı yaz akademisinde, iletişim dünyasındaki gelişmelerle ilgili düzenlenen karşılıklı sunumlarla da iki üniversite arasında bilimsel işbirliği sağlandı.
İlki iki yıl önce Bayramoğlu’ndeki Basın İlan Kurumu Tatil Köyü’nde, ikincisi Almanya’nın Sankt Augustin kentinde gerçekleştirilen yaz akademilerinin üçüncüsü de 10-15 Eylül 2007 tarihlerinde yine Bayramoğlu’nda yapıldı.
Bu yılki yaz akademisine İÜ İletişim Fakültesi’nden 13 akademisyen ve öğrenciler katıldı. Beş gün süren yaz akademisinde iki ülkeden öğrenci ve akademisyenler, bilimsel sunum, film gösterimi ve atölye çalışmalarının yanı sıra kültürel ve sosyal etkinlikler de gerçekleştirdi.
İÜ İletişim Fakültesi ve Fachhochschule Bonn-Rhein-Sieg Yüksekokulu işbirliğiyle düzenlenen 3’üncü yaz akademisinde, gazetecilik ve görsel-işitsel medya üzerine de tartışmalar yapıldı.
Yaz akademisinin ilk gününde, İÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin ve Fachhochschule Bonn-Rhein-Sieg Üniversitesi Pro-Rektörü ve Teknik Gazetecilik Yüksekokulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Michael Krzeminski açılış konuşmalarını yaptı. Açılış konuşmalarının ardından sunumlara geçildi.
Akademinin ikinci günü sunumlar devam etti. İki oturumda gerçekleştirilen sunumların ilkinde, oturum başkanlığını İÜ İletişim Fakültesi Radyo TV Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Neşe Kars yaptı. Sonraki oturumun başkanlığını ise yine İÜ İletişim Fakültesi Radyo TV Sinema Bölümü’nden Yard. Doç. Dr. Ceyhan Kandemir gerçekleştirdi.

4 film çekildi

12-14 Eylül tarihlerinde Araş. Gör. Tonguç İbrahim Sezen ve Araş. Gör. Didem Işıkoğlu koordinatörlüğünde ‘Yeni medya çağında küresel ısınma’ konulu workshop çalışması yapıldı. Çalışmanın ilk gününde, öğrenciler arasında workshop çalışmasın yapacak gruplar belirlendi. Ardından 4 çalışma grubu oluşmasının ardından çekimlere başlandı ve 4 adet film çekildi.

İstanbul’un tarihi ve turistik mekanları gezildi

İÜ İletişim Fakültesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen yaz akademisinin son iki gününde, Alman konuklara İstanbul’un tarihi ve turistik mekanları gezdirildi. Geziye, İÜ İletişim Fakültesi ve fakülte bünyesinde açılan Türkiye’nin ilk İletişim Galerisi gezilerek başlandı.
Daha sonra Osmanlı Devleti döneminde Harbiye Nezareti olarak kullanılan İÜ Rektörlük Binası’nı gezen öğrenciler, Sultanahmet’teki Basın İlan Kurumu’nda yenilen öğle yemeğinin ardından, gezi Ayasofya Müzesi, Sultanahmet Camisi, İstiklal Caddesi ve Taksim’de devam etti.
Yaz akademisinin son gününde, katılımcılara ve öğrencilere sertifika ve armağanlar verildi. Güzel anların yaşandığı 3’üncü Türk-Alman Yaz Akademisi, kapanış toplantısı ve film gösterimlerinin ardından sona erdi.
3’üncü Türk-Alman Yaz Akademisi’ne Fachhochschule Bonn-Rhein-Sieg Teknik Gazetecilik Yüksekokulu’ndan Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Michael Krzeminski, Prof. Andreas Schümchen, Dr. Daniela Burkhadt, Thorsten Sellheim katılırken, öğrencilerden de Katrin Beck, Carolin Vollberg, Jessica Von Ahn, Dora Gulyas, Sven Böckler, Marius Stolz, Holger Blumberg, Timo Stoppacher, Daniel Schröder, Çağdaş Orhan, Thomas Iskra, Benjamin Hödkte ve Tim Schaaf katıldı.
Ev sahibi İÜ İletişim Fakültesi’nden ise İÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin’in yanı sıra Doç. Dr. Neşe Kars, Yrd. Doç. Dr. Ceyhan Kandemir, Yrd. Doç. Dr. Ergün Yolcu, Yrd. Doç. Dr. Şükrü Sim, Araş. Gör. Özgü Yolcu, Araş. Gör. Tonguç Sezen, Araş. Gör. Didem Işıkoğlu, Araş. Gör. Sermin Ildırar, Araş. Gör. Ümit Sarı, Araş. Gör. Cenk Demirkıran, Araş. Gör. Korhan Mavnacıoğlu, Araş. Gör. Ahmet Kadri Kurşun katıldı.
Yaz akademisnde Cansu Özdenak Kandemir, Vedat Atasoy gibi sektörden isimlerle Kaan Bayar, Sedat Özel, Simin Aksu Erol, Özgür Velioğlu, Mesut Aytekin, Onur Akyol, Ünsal Babayiğit, Fatih Yılmazer, Yağmur Öktemtürk, Gizem Yılmaz, Serdar Yiğitol, Sinan Şahin, Mehtap Bedir, Semra Öztürk, Feyza İmren adlı öğrenciler de katıldı.

13 Ağustos 2007 Pazartesi

Türk-Alman iletişim çalışmaları kitap oldu

İstanbul(İÜHA)-İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi’nin Almanya’nın Fachhochschule Bonn Rhein Sieg Yüksek İhtisas Üniversitesi ile son iki yıldır gerçekleştirdiği iletişim konulu yaz akademilerinde sunulan bilimsel bildiriler kitap olarak yayımlandı.

Editörlüğünü İÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin ve İÜ İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ceyhan Kandemir’in yaptığı kitap, İÜ İletişim Fakültesi Yayınları arasında basıldı. “A Bridge of Intercultural Communication” adlı kitapta 2005 yılında İstanbul’da düzenlenen birinci, 2006 yılında Alman’ya’da düzenlenen ikinci Türk- Alman Yaz Akademisi’nde sunulan bilimsel bildiriler yer alıyor. Bildiriler, Türk ve Alman akademisyen ve lisansüstü öğrencilerinin çalışmalarından oluşuyor.
Kitapta, ayrıca 12-16 Eylül 2006’da Almanya’da düzenlenen “Politika, Medya ve Toplumlarda Temsiller” konulu uluslararası kollokyumda Prof. Dr. Suat Gezgin’in “Türkiye’de Demokrasi ve Medya”, Yrd. Doç. Dr. Ceyhan Kandemir ve Yrd. Doç. Dr. Ergun Yolcu’nun “ Son Dönem Türk Sinemasında Demokrasinin Temsili” ile “ Türkiye’deki Reklam Filmlerinde Kadının Temsili” adlı çalışmaları yer alıyor. Kitap, İÜ İletişim Fakültesi’nden edinilebilecek.
Türk-Alman Yaz Akademisi’nin üçüncüsü bu yıl 10-16 Eylül tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. Bu yılki toplantılarda film gösterimleri ve bildiri sunumları yapılacak.

Haberleşmenin tarihini gezin

İstanbul(İÜHA)-İnsanlığın ilk günlerinden bugüne ve yarına uzanan haberleşme serüveninin anlatıldığı sergi, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde ziyarete açıldı.

Yapı Kredi Kültür A.Ş.’nin desteğiyle hazırlanan sergi, daha önce Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Salonu’nda ziyaretçileriyle buluşmuştu.
İÜ İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Belkıs Ulusoy Nalcıoğlu, “Sergiyi fakültemizde sergilemek için Yapı Kredi Bankası yetkililerinden istedik ve onlar da hiçbir maddi karşılık gözetmeden büyük memnuniyetle verdiler. Şimdi öğrencilerimizin faydalanması için buradalar, umarım herkes gelir ve bu yolculuğu adeta gerçekmişçesine yaşar” şeklinde konuştu.
Sergi, insanlığın ilk haberleşme araçları, bu araçların gelişimi, resim ve o dönemlerdeki yazılarla anlatılmış ilk telgraf örnekleri ile bir anlatımla ziyaretçilerin karşısına çıkıyor.
Sergide ayrıca gelecekte olacağı düşünülen ileri teknoloji ürünlerine de yer veriliyor. Matrix ve Star Wars filminden de alıntıların bulunduğu sergi, Türkiye’ ye Kırım Savaşı ile gelen telgrafın gelişimini de anlatıyor. Önceleri Fransızlar tarafından kullanılan bu aletlerin haberleşme ve galibiyetlerdeki önemi de sergiyle vurgulanıyor.
Teknolojinin gelişimi ile birlikte e-devlet, e-belediye olgusunun oluştuğuna da dikkat çeken sergi, ilk çağlarda insanların ses ve duman ile haberleşmeden, şimdiki teknolojiye ulaşana kadar geçirmiş olduğu evrelere de yer veriyor.
İlk çıktığı dönemlerde cep telefonuna karşı olan insanların bile zaman içerisinde telefonsuz sokağa bile çıkamaz hale gelmesi de serginin ilginç anlatımıyla gözler önüne seriliyor. Sergide, ayrıca ilk telgraf örnekleri, Atatürk’ ün Makbule Hanım’a gönderdiği telgraf ve Osmanlı padişahlarına ait örnekler de görülmeyi bekliyor.

Türkiye’de yerel basının bilimsel analizi

İstanbul(İÜHA)-İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi, gazeteci Nezih Demirkent anasına akademisyen ve doktora öğrencilerinin incelemelerinden oluşan “Türkiye’de Yerel Basın” adlı bir kitap yayımladı.

Editörlüğünü İÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin’in yaptığı ve İÜ İletişim Fakültesi Yayınları’ndan çıkan kitap, Türkiye’de yerel basının içinde bulunduğu durumu Almanya, Fransa ve İtalya örnekleriyle karşılaştırmalı olarak irdeliyor.
Kitap, 50 yılı aşkın bir süre gazetecilik yapan ve 2001’de hayatını kaybeden Dünya Gazetesi’nin sahibi gazeteci Nezih Demirkent’in anısına hazırlandı.
Türkiye’de yerel basının tarihi, sorunları, uygulamaları, Fransa ve İtalya yerel basınından örnekler gibi bölümlerle yerel basına eleştirel bir bakış getiren kitabın gazeteciler, akademisyenler ve araştırmacılar için kaynak niteliğini taşıyor. Kitap, demokratik yaşamı güçlü kılan ve daha sağlıklı işlemesini sağlayan yerel basının, teknolojinin gelişmesi Türkiye’de nedeniyle geri planda kalmasının nedenleri ve çözüm önerileri üzerine önemli bilgiler içeriyor.
Osmanlıdan günümüze kadar var olan ulusal, yerel gazete ve dergilerin sayısal verilerini de kapsayan ve karşılaştırmalarda bulunan kitap, yerel basının özellikle seçim dönemlerindeki işlevi ve eğitim görevinden çok kişisel ve kurumsal çıkarlar doğrultusunda kullanılmasının sonuçlarını da gözler önüne seriyor.
Kitap, İÜ İletişim Fakültesi’nde meraklılarını bekliyor.

19 Temmuz 2007 Perşembe

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar

Seni düşünürken
Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
Deliler gibi dönmeğe başlar
Döndükçe yumak yumak çözülür
Çözüldükçe ufalır küçülür
Çekirdeği henüz süt bağlamış
Masmavi bir erik kesilir ağzımda
Dokundukça yanar dudaklarım

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde

Bedri Rahmi Eyüboğlu

17 Temmuz 2007 Salı

SUMMER COURSE 2007



Avrupa Birliği desteğiyle Hollanda, Macaristan Romanya ve Türkiye’den 5 üniversitenin iletişim fakülteleri öğrencilerini ve akademisyenlerini buluşturan “Kamu iletişiminde şeffaflık” projesi İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Gerçekleşti.



Üç yıldan beri devam eden proje; Romanya, Hollanda, Macaristan ve Türkiye iletişim akademisyenlerini ve seçilmiş öğrencilerini iki hafta boyunca belirtilen konu çerçevesinde konferans, çalışma atölyesi, proje sunma gibi çalışmalarda bütünleştiren bir bilimsel buluşma niteliğinde.







Kenan Evren Duman (PhD Candidate, Istanbul University)
‘Development Process of the Media of Ethnic Minorities in Turkey
and Its Issues’
The Ottoman Society was composed of several ethnic, religious and denominational groups. Even during the periods when the state was really powerful, these groups were allowed to practice their languages, religions, sects, cultures and traditions. As declared in the Lausanne Treaty, today, the minorities in Turkey include the Jews, Greeks and Armenians. According to the latest data, approximately two thousand Greeks, seven thousand Armenians and twenty thousand Jews have the minority status in Turkey. Every right of such citizens are reassured with the constitution as well as all the other laws of the Turkish Republic as expected from a state of law. Press and information activities of the non-Muslim people in Turkey have been continuing since the Ottoman State without any interruption. In this study, the development of the minority media from the Ottoman State to the present has been discussed. Thus, after providing general information about the minorities in Turkey, determined according to the international treaties, press and information activities have been held. Besides, face-to-face interviews with the authorities or related people from the minority media have been used apart form the literature review pertaining to the respective subject.




2-14 Temmuz tarihlerinde gerçekleşen projeye konuşmacı olarak katılanlar;

Dr. AKSIT Necmi (Bilkent University)
Dr. AKYOL Faruk (Istanbul University)
Dr. BLOKHUIS Peter (Ede Christian University)
CUBUKCU Mete (NTV Newschannel)
DEMIRKIRAN Cenk (Istanbul University)
MA, DUMAN Kenan Evren (Istanbul University)
Dr. DURAN Ragip (Galatasaray University)
Dr. GEMALMAZ M. Semih (Istanbul University)
Dr. GENT Marga van (Ede Christian University)
MA, GUL Oyku (Maltepe University)
Dr. INCEOGLU Yasemin Giritli (Galatasaray University)
KADIBESEGIL Salim (ORSA Strategic Communications Consultancy)
KARAKAS Gonca (EFFECT PR)
MA, KURTOGLU Sergun (Istanbul University)
Dr. MENGU Murat (Istanbul University)
Dr. MENGU Seda Cakar (Istanbul University)
Dr. OPIYO Baruck (Eastern Mediterranean University)
Dr. TOPUZ Hifzi (Turkey Association of Mass Communication Researches)
Dr. TURAN Ilter (Bilgi University)
MA, YALIN Didem (Istanbul University)



KATILIMCI LİSTESİ İSE

Istanbul University, Istanbul, Turkiye

Students:
Asilbek Abdurrahmanov
Gamze Gümüş
Murat Ünsal
Unsal Babayigit
Kenan Evren Duman
Arzu Caglar
Melis Manav

Lecturers:
Dr. Serra Görpe
Dr. Nilufer Pembecıoglu Ocel
Adem Ayten, MA


List of Hungarian Participants
Karoli Gaspar University, Budapest, Hungary

Students:
Marietta Báldi
Huszár Melinda
Koncsek Barbara
Ligeti Szilvia
Matíz Ágnes
Moskovits Gábor
Szabari Melinda
Szakácsi Eszter

Lecturers:
Dr. Piroska Komlosi
Dr. Imre Lazar


List of Romanian Participants
Babes-Bolyai University, Cluj, Romania

Students:
Cornel Nicolae Crisan
Rita Melissa Looij
Alexandru Codrenau
Paul Farcas
Corina Boei
Veronica Ilies

Lecturers:
Flaviu Calin Rus
Ilie Rad

List of Romanian Participants
Vest University, Timisoara, Romania

Students:
Paula Ionescu
Georgiana Panzaru
Sava Carina Iuliana
Alina Babolea alina
Claudia Spridon
Suzana Marinescu
Laura Radu
Simina Darabant

Lecturers:
Claudiu Mesaros
Emanuel Ionut Crudu

List of Dutch Participants
Ede Christian University, Ede, The Netherlands

Students:
Elizabeth Eline Hoogenboom
Tjabina Marije Knevel
Sebelan Kilic
Masooma Yousoufzai
Martijn Jonkman
Joliene Heimgartner
Lidwina Clazina Wilhelmina Brusche
Mirjam Wilhelmina Figge
Jan Cornelis Fontijn

Lecturers:
Dr. Peter Blokhuis
Drs.Arno van Doorn
Drs. Karlijn Goossen
Dr. Marga van Gent
Drs. Ton Veen
Dr. Tjirk van der Ziel

16 Temmuz 2007 Pazartesi

hiç sevmem


Kırmızı tonlardaki erkek kıyafetlerini, kazağını pantolona sokan adamları sevmem…

Boş boş kahvede oturanları, sigarayı bırakıp yeniden başlayanları, rakıyı susuz içenleri, hayatında bahis oynamamış olanları, turiste fes satanları, akşamları erken yatanları sevmem…

Düztabanları, son dakika gollerini, cezalı futbolcuları, internete giremeyen yaşıtlarımı, spor sayfası arkada olmayan gazeteleri, kalın kitapları, ince işleri, cenazeleri, eczaneleri, “ebegümeci” kelimesini, bahis ile kumarı karıştıranları, şansına küsenleri, insanları üzenleri, parmak arası terlikleri, “Kumarda kaybeden aşkta kazanır” lafına inananları hiç sevmem.

Bunları seveni de sevmem.

bahsettin abi den

15 Temmuz 2007 Pazar

NTV'NİN SPOR SPİKERİ BURCU ESMERSOY'DAN İNANILMAZ GAF ! İŞTE ESMERSOY'UN FENERBAHÇE TARAFTARLARINI GÜLDÜREN "HAKAN ŞÜKÜR" GAFI

NTV'nin güzel spikeri Burcu Esmersoy'un önceki akşam spor haberlerini sunarken, "Arka bacak sağ adelesinden sakatlanan Hakan Şükür 3 hafta yok" dediği öğrenildi.

Fenerbahçe taraftarının en etkin sitesi antu.com'da ise Esmersoy'un sözleri espri konusu oldu.

Forumdaki yorumlarda "Doğru söylemiş onun 4 bacağı yok muydu?" gibi espriler yer aldı.

5 Temmuz 2007 Perşembe

İletişim Fakülteleri Kamu İletişiminde Şeffaflığı Tartışıyor

Avrupa Birliği desteğiyle Hollanda, Macaristan Romanya ve Türkiye’den 5 üniversitenin iletişim fakülteleri öğrencilerini ve akademisyenlerini buluşturan “Kamu iletişiminde şeffaflık” projesi İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Gerçekleşecek.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, 2-14 Temmuz 2007 tarihleri arasında Avrupa Birliği tarafından desteklenen ‘Değerleri olan Avrupa: Kamu İletişiminde Şeffaflık’ konulu yaz okuluna ev sahipliği yapacak. Avrupa Birliği’nin desteğiyle 3 yıldır gerçekleşen ve son olarak da Türkiye’de gerçekleştirilecek 2 hafta sürecek yaz okulu 3 Temmuz 2007 saat 09:00’da İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonu’nda yapılacak törenle başlayacak.

IP Summer Course yurt içinden ve yurt dışından öğrenciler ve akademisyenlerin katılımıyla yaklaşık 75 kişinin aktif olacağı kültürlerarası bir proje.

Üç yıldan beri devam eden proje; Romanya, Hollanda, Macaristan ve Türkiye iletişim akademisyenlerini ve seçilmiş öğrencilerini iki hafta boyunca belirtilen konu çerçevesinde konferans, çalışma atölyesi, proje sunma gibi çalışmalarda bütünleştiren bir bilimsel buluşma niteliğinde.

28 Haziran 2007 Perşembe

Prof. Dr. Suat Gezgin 3’üncü kez dekan


İstanbul (İÜHA)- Prof. Dr. Suat Gezgin, 2000 yılından bu yana yürüttüğü İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi Dekanlığı görevine YÖK tarafından üçüncü kez atandı. Fransa Tarih Öncesi İnsanlık Tarihi Enstitüsü ve I. Albert Vakfı tarafından, Antropoloji alanında bilim dünyasına önemli katkıları nedeniyle 2003 yılında ödüllendirilen Gezgin’in, Türkiye ve Fransa'da çok sayıda bilimsel çalışması bulunuyor.


YÖK’ün 26 Haziran 2007 tarih ve 15406 sayılı yazısı ile Yükseköğretim Kanunu’nun 16’ıncı maddesi (a) fıkrası uyarınca İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığı’na üçüncü kez üç yıllığına atanan İÜ İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat Gezgin, 2000 ve 2003 yıllarında da fakültenin dekanlık görevine getirilmişti. Gezgin, 2000 yılında İÜ İletişim Fakültesi Dekanlığı’na ilk kez atanmasından önce de aynı fakültede dekan yardımcılığı görevini yürütmüştü.


Prof. Dr. Suat Gezgin kimdir?

1952 yılında Erzurum'da doğan İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat Gezgin, orta ve lise öğrenimini Muğla Turgut Reis Lisesi'nde yaptı. Prof. Dr. Gezgin, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimlerini Fransa’daki Aix-Marseille Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji-Etnoloji ve Pierre et Marie Curie Paris VI Üniversitesi Antropoloji ve Prehistorya Anabilim Dallarında tamamladı.
Gezgin, 1983-1993 yıllarında Fransa'daki Aix-Marseille Üniversitesi Antropoloji Laboratuarı'nda asistan, baş asistan ve doçentlik kadrolarında görev aldı. Prof. Dr. Suat Gezgin, Paris Müzeler Genel Müdürlüğü'nde Antropoloji Anabilim Dalı Müdür Yardımcılığı görevlerini üstlendi. Fransa'da bulunduğu yıllarda Hürriyet Gazetesi Dış Haberler Temsilciliği görevini yürüttü.
Yaklaşık 20 yıllık Fransa deneyiminden sonra Türkiye'ye dönen Gezgin, halen İÜ İletişim Fakültesi'nde Gazetecilik Bölüm Başkanı ve İÜ Senato Üyesi olarak da görev yaptı. Gezgin’in ayrıca Basın Konseyi, TGC üyeliği ve Basın İlân Kurumu Yönetim Kurulu üyelikleri bulunuyor.
Gazetecilik, radyo-televizyon ve sinema alanlarında düzenlenen çok sayıda yarışmanın da seçici kurulunda görev alan Gezgin’in birçok bilimsel dergi ve kitabın da editörlüğü ve genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Gezgin'in, fakültede yayınlanan dergi ve gazetelerin yanı sıra aralarında Cumhuriyet Gazetesi, Radikal Gazetesi, Finansal Forum, Bizim Gazete gibi birçok ulusal ve yerel gazetede yazıları ve incelemeleri yayınlandı.
Prof. Dr. Gezgin'in turizme verilen destek ve kamuoyunun bilinçlendirilmesine sağlanan katkılardan ötürü, Turizm Bakanlığı tarafından verilen Teşekkür Belgesi bulunuyor.
Gezgin, Aralık 2002'de MOTİF Halk Oyunları Eğitim Derneği Gençlik Kulübü'nün düzenlediği VIII. Geleneksel Halkbilim Ödülleri, 'Halkbilim Araştırma Ödülü'ne layık görüldü.
Gezgin’in, ayrıca Fransız Tarih Öncesi İnsanlık Tarihi Enstitüsü ve I. Albert Vakfı tarafından, Antropoloji alanında bilim dünyasına önemli katkılarda bulunduğu gerekçesiyle 2003 yılında verilen ödülü de bulunuyor. Monaco Prensi Albert, Fransız Tarih Öncesi İnsanlık Vakfı'nda düzenlenen törenle, Türkiye'den ilk defa bu ödüle layık görülen Prof. Dr. Gezgin'i bilimsel çalışmalarından dolayı ödüllendirmişti. Fransızca bilen Gezgin evli ve bir çocuk babası.